İçeriğe atla
Uzman Seçimi

Psikolog ne yapar, ne yapmaz

Psikoloji lisansının kapsadığı alanlar, bir psikoloğun çalışabildiği başlıklar ve tıbbi tanı ile ilaç konusunda neden yetkili olmadığı.

Psikolog kime denir

Psikolog, üniversitelerin dört yıllık psikoloji lisans programını bitirmiş kişidir ve unvanın tek dayanağı bu diplomadır. Türkiye'de bu unvanı kullanabilmek için psikoloji lisansı gerekir; başka bir bölümden mezun olup sonradan kısa süreli eğitim programlarına katılmak aynı anlama gelmez. Lisansı bitiren herkes aynı işi de yapmaz, çünkü psikoloji tek bir meslek tanımına değil birbirinden oldukça farklı çalışma alanlarına açılır. Bu yüzden karşınızdaki kişinin psikolog olduğunu öğrenmek, onun sizin konunuzda düzenli çalıştığını göstermeye yetmez. Unvan size yalnızca çerçeveyi verir; çerçevenin içini kişinin lisansüstü eğitimi ve fiilen çalıştığı alan doldurur. Aynı unvanı taşıyan iki kişi tümüyle farklı konularda çalışıyor olabilir, dolayısıyla biri sizin için doğru, diğeri yanlış adres olabilir. Hangi unvanın hangi eğitime dayandığını yan yana görmek için unvanlar ve yetkiler sayfasına bakabilirsiniz. Buradaki amaç bir meslek grubunu diğerinin önüne koymak değil, hangi işin kimin görev alanında olduğunu netleştirmektir. Sorulacak doğru soru kişinin psikolog olup olmadığı değil, hangi alanda çalıştığıdır. Bu ayrım netleştiğinde randevuyu yanlış kapıya alma ihtimaliniz belirgin biçimde düşer.

Lisans eğitimi neyi kapsar

Psikoloji lisansı, insan davranışını bilimsel yöntemle inceleyen geniş bir temel eğitimdir. Dört yıl boyunca gelişim, öğrenme, bellek ve dikkat, kişilik, sosyal süreçler, davranışın biyolojik temelleri ve psikolojik bozukluklara giriş gibi başlıklar okutulur. Bunların yanına istatistik, araştırma yöntemleri ve ölçme değerlendirme dersleri eklenir; bu derslerin ağırlığı tesadüf değildir, çünkü alanın her iddiası ölçümle savunulur. Klinik dersler müfredatın yalnızca bir bölümüdür ve lisans düzeyinde çoğunlukla tanıtıcı kalır. Bu yapı bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir: klinik uygulamanın üzerine kurulacağı zemin, insanın olağan işleyişini bilmektir. Kısacası lisans eğitimi kuramsal bilgiyi, ölçme becerisini ve eleştirel okuma alışkanlığını verir; denetim altında yürütülen klinik uygulama ise lisanstan sonraki programlarda kazanılır. Alanın temel kaynakları ağırlıklı olarak İngilizce yazıldığı için mezunların çoğu literatürü bu dilde izler; bu ayrıntı danışan tarafından görünmez ama kişinin alandaki gelişmeleri takip edip etmediğiyle doğrudan ilgilidir. Bu ayrımı bilmek, bir psikoloğun neyi zaten bildiğini ve neyi ayrıca öğrenmiş olması gerektiğini anlamanızı kolaylaştırır, dolayısıyla soracağınız soruları da keskinleştirir.

Psikolog hangi alanlarda çalışır

Psikologlar klinik ortamların yanında eğitim, çalışma hayatı, araştırma ve kamu hizmetleri gibi çok sayıda alanda görev alır. Hastane ve merkezlerde ekip içinde değerlendirme ve test uygulamaları yürüten psikologlar vardır; okullarda, rehabilitasyon merkezlerinde, kreş ve özel eğitim kurumlarında çalışanlar vardır. Bunların dışında insan kaynakları ve işe alım süreçleri, kurum içi eğitim, kullanıcı ve tüketici araştırmaları, trafik psikolojisi, spor, adli alan ve akademi de psikologların çalıştığı başlıklar arasındadır. Bu çeşitlilik, psikoloji mezunu herkesin terapi odasında oturduğu varsayımını geçersiz kılar. Aradığınız kişinin sizin konunuzda çalışıp çalışmadığını öğrenmek bu nedenle unvandan daha belirleyicidir ve bunu sormak olağan bir taleptir. Kişinin çalıştığı kurum da işleyişi etkiler; hastane, özel merkez, okul ve kurum içi birimlerin randevu düzeni, görüşme sıklığı ve ekip yapısı birbirinden farklıdır. Bu ayrıntıyı ilk temasta sormak, sürecin nasıl ilerleyeceğini baştan görmenizi sağlar. Seçim sürecinin adımlarını ve hangi ölçütlere bakılacağını rehber bölümündeki diğer yazılarda ayrıntılı olarak bulabilirsiniz. Her konuda çalıştığını söyleyen bir tanıtım metni ise güven değil, ek soru sorma gerekçesi doğurmalıdır.

Yetkinin sınırı nerede biter

Bir psikoloğun yetkisi tıbbi tanı koymayı ve ilaç yazmayı kapsamaz, çünkü bu iki iş doğrudan hekimliğe bağlıdır. Psikolog değerlendirme yapar, ölçek ve test uygular, gözlem ve görüşme yoluyla bir tablo oluşturur; ancak bu çalışmanın çıktısı tıbbi bir tanı değil, bir değerlendirme sonucudur. Kullandığınız bir ilacı bırakmanız ya da dozunu değiştirmeniz konusunda yönlendirme yapmak da psikoloğun alanı dışındadır; bu konuşma ilacı yazan hekimle yapılır. Psikoterapi yürütme yetkisi ise ayrı bir başlıktır ve lisansın üstüne eklenen eğitimle, mevzuatın çizdiği çerçeveyle ilgilidir; bu çerçeve zaman içinde değişebildiği için güncel metni Sağlık Bakanlığı yayınlarından ve meslek örgütünden teyit etmek gerekir. Üçüncü bir sınır rapor ve belgelerdir: mahkeme, kurum veya okul için istenen bir belgenin hangi meslek grubunca düzenlenebileceği mevzuatla belirlenir ve bu konudaki kesin bilgi, belgeyi isteyen kurumdan alınır. Lisansüstü klinik eğitimin bu tabloya ne eklediğini klinik psikolog başlığında ayrıntılı olarak ele alıyoruz. Sınırı bilmek karşınızdaki kişiye güvensizlik değil, doğru soruyu sorma imkânı verir.

Görüşmeden önce sorulacak üç soru

Görüşmeden önce sorulacak üç soru, unvanın söylemediği her şeyi kısa yoldan ortaya çıkarır. Bu sorular kimseyi zorlamaz ve işini düzgün yapan bir kişi bunları rahatlıkla karşılar; cevabın kaçamak olması da başlı başına bir bilgidir.

  • Hangi programdan, hangi üniversitede ve hangi yıl mezun oldunuz; lisansüstü eğitiminiz var mı?
  • Benim gibi konularda düzenli olarak çalışıyor musunuz, bu alanda ayrıca eğitim aldınız mı?
  • Çalışmanızı süpervizyonla sürdürüyor musunuz ve ilerlemeyi birlikte nasıl değerlendireceğiz?

Cevaplar size iki şey verir: kişinin eğitim zemini ve sizinle çalışma biçimi. Görüşmenin sıklığı, süresi, iptal kuralı ve ücretin neyi kapsadığı da ilk temasta konuşulmalıdır; bunları sormak ayıp değil, sürecin sürdürülebilir olmasının koşuludur. Cevapları not etmeniz gerekmez, açık ve anlaşılır olmaları yeterlidir. Birden fazla kişiyle görüşüp karşılaştırma yapmak da olağandır ve kimseyi gücendirmez; alanda bu, danışanın sürece kendi kararıyla girdiğinin işareti sayılır. Kendinize veya bir yakınınıza zarar verme düşünceniz varsa bunu ertelemeyin, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın veya en yakın acil servise başvurun.